1 Şubat 2013 Cuma

Django Unchained (2012)

http://www.imdb.com/title/tt1853728/

Son olarak Inglourious Basterds ile karşımıza çıkan Tarantino, bu kez westerne -aslında kendisi southern olarak tanımlıyor- el atıyor ve kendi tarzıyla harmanlayıp her zamanki gibi ilginç bir seyir sunuyor bizlere. Quentin Tarantino dendi mi çoğu sinema izleyicisinin aklına tabi ki kan-şiddet ikilisi geliyor. Baştan söyleyeyim, filmde yine bol bol kan akıyor, ama diğer filmlerine nazaran rahatsız edici sahneler daha seyrek, en azından kimsenin kulağı kesilmiyor, kafa derisi yüzülmüyor! Diğer taraftan, film müzikleri her zamanki gibi çok iyi seçilmiş ve filmin içerisine güzelce serpiştirilmiş. Gelelim Django Unchained'in konusuna: film, Amerika İç Savaşı'ndan iki yıl önce Güney Amerika'da geçiyor. Alman bir ödül avcısı olan Dr. Schultz, kellesine ödül konan suçluları bulmak için Django isimli bir kölenin yardımına ihtiyaç duyar. Bunun üzerine Dr. Schultz ve Django bir anlaşmaya varır, Django, Dr. Schultz'a aradığı adamları -Django'nun eski sahipleri- bulmasına yardım edecek, Dr. Schultz da Django'ya özgürlüğünü verecektir. Ancak ilk ortak görevlerini başarıyla tamamlamalarının ardından, iyi bir takım olduklarının farkına varan ikili bir müddet daha birlikte çalışmaya karar verir. Sonrasında birlikte Django'nun karısı Broomhilda'yı köle tüccarlarının elinden kurtarmak üzere bir plan hazırlayıp "Candyland" çiftliğine doğru yola koyulacaklardır.


Film, 2 saat 45 dakika sürüyor. İlk bir saatte, kahramanlarımızı iyice tanıyoruz. Sonrasında Broomhilda'yı aradıkları esas hikayeye giriliyor. Ama uzun tutulan giriş kısmı hiç sıkmıyor, hatta ikilinin birbirine ısınmaya başladığı, çıkar ilişkisi üzerine kurulu iş ortaklığından dostluğa doğru geçiş yapan ilişkilerini işleyen bu ilk yarının daha keyifli olduğu söylenebilir. Bunun dışında filmde en çok güldüren sahnelerden biri de yine bu bölümdedir. Zenci düşmanı bir grup (imdb'den aldığım bilgiye göre bu grup, Ku Klux Klan'in kurulmasına ilham veren "The Regulators" ismiyle bilinen topluluğu temsil ediyor.) atlarının üzerine atlayıp başlarına çuval geçirip Django'nun ve ortağının peşine düşerler. Dışarıdan oldukça tam teşekküllü görünen bu öfkeli kalabalığın bir sorunu vardır: çuvallar görmelerine engeldir! Bunun üzerine kendi aralarında çuvalları kafalarına geçirip geçirmeme konusunda bir münakaşa yaşarlar ki olabilecek en saçma konu üzerinde ciddiyetle konuşuyor olmaları çok eğlendirir. Bu sahnedeki diyaloglar, olayın tiye alınış biçimi Tarantino usulü mizaha güzel bir örnektir.


Tarantino, bu filmde ırkçılığı ve köleliği tabiri caizse yerden yere vuruyor. Fakat Django Unchained'in yer yer mizahi unsurlarla donatılmış, çok da ağırbaşlı bir film olmadığını düşününce bunu yaparken bir risk aldığı da ortada. Muhakkak ki bazı çevreler, kölelik gibi hassas bir konunun, bu konseptteki bir filmde işlenmiş olmasından rahatsız olacaklardır. Bu görüş bir yere kadar haklı sayılabilir ancak bu noktada bir yargıya varmadan önce yönetmenin genel tarzı ve film geçmişini de dikkate almak gerekebilir. Ayrıca özellikle filmin sonunun siyah-beyaz ayrımı, kölelik sistemi hakkında kayda değer bir mesaj verdiğini de eklemek isterim. Filmin sonu diyorum çünkü son ana kadar kafamda bazı soru işaretleri vardı. Bunun sebebi de filmin uzun bir süre beyazın himayesindeki siyah kölenin hikayesi şeklinde ilerlemiş olması. Dr. Schultz film boyunca, Django'ya kendisi ile eşit biri gibi davranıyor, ona özgürlüğünü veriyor ve karısını kurtarması için elinden geleni yapıyor, öyle ki bu tavırlarından ötürü kendisine sempati duymamız sağlanıyor. Ancak bu sempatinin rahatsız eden bir yanı var. En nihayetinde bir siyaha bir beyaz tarafından bahşedilen özgürlükten bahsediyoruz burada. Bu söylediklerim ekseninde rahatsızlık duyarken neyse ki, filmin sonunda bu imaj yok ediliyor. Sonlara doğru, Django, mücadelesinde tek başına kalıyor ve tüm olan bitenin üstesinden  gelmeyi, zekasıyla, kendi hünerleri ile bir güzel başarıyor -hatta bunu birkaç beyazı aptal yerine koyarak yapmış olması da cabası-. Yani bir nevi Django'ya özgürlüğü verilmiyor, Django özgürlüğünü kendisi kazanıyor. Bu da son ana kadar beni rahatsız eden soru işaretlerine güzel bir yanıt oluyor, filmin mesajını daha net hale getiriyor. 

                                                      
Birçok usta oyuncuyu bir araya getiren filmin başrollerinde Jamie Foxx, Christoph Waltz, Leonardo DiCaprio ve Samuel L. Jackson'ı izliyoruz. Bahsi geçen dört isim de bir filmin afişinde gördüğümüzde o filmin iyi olacağına bizi ikna eden isimler arasında yer alıyor. Ancak Christoph Waltz'in oyunculuğu sanki bir adım daha öne çıkıyor, filmi keyifli kılan unsurlardan biri oluyor. Bu performansı ile Waltz, altın kürenin ardından en iyi yardımcı erkek alanında Oscar'ı da kucaklayacak gibi görünüyor.

Django Unchained, Türkiye'de "Zincirsiz" ismiyle bugün gösterime girdi. Sanıyorum ki  film, Tarantino hayranları tarafından yönetmenin en iyi filmi olarak görülmese de beklentileri büyük ölçüde karşılayacaktır. Film her koşulda, hikayenin işlenişi, başarılı oyunculukları ve hikayeye çok güzel yedirilmiş müzikleri ile oldukça eğlenceli bir seyir olacaktır. Müzikler demişken yazımın kapanışını da, filmi izlediğimden beri dilimden düşmeyen, 1966 yapımı orjinal Django filminin de müziği olan, Django Unchained'in açılış müziğiyle yapıyorum, iyi dinlemeler :)  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder