29 Aralık 2012 Cumartesi

Closer (2004) - Hello stranger !

http://www.imdb.com/title/tt0376541/

"If you believe in love at first sight, you never stop looking"

Bir aşkın en cezbedici evresi başlangıcıdır, karşındaki insanın bilinmezlerle dolu bir yabancı olduğu evre. Yakınlaştıkça, aslında uzaklaşmaya başlayacağın bir sürecin içine giriyorsun. Aşk denen şey bu döngüden ibaret. İki kadın ile iki erkeğin birbirleri ile olan ilişkilerini konu alan Closer, bunu söylüyor.

Film, fonda Damien Rice'dan Blower's Daughter duyulurken, New York'tan Londra'ya henüz gelmiş olan Alice'in (Natalie Portman) kalabalık Londra sokaklarında arz-ı endam edişi ile başlıyor. Hemen sonra yolun karşısından gelen, Alice'i ilk gördüğü an etki alanına girecek olan Dan'i (Jude Law) görüyoruz. Bu karşılaşma, küçük bir kaza sonucu bu iki yabancının tanışmasını sağlayacak ve tabi ki
sonrasında birbirlerine aşık olmaları ile sonlanacaktır. Onca insan arasında bir kişinin farklılaşıp hayatımıza girmesi, Alice ve Dan'in kalabalığın içerisinden birbirlerini fark edip belli belirsiz bir gülümseme ile adım adım birbirlerine yaklaştıkları bu sahnede olduğundan daha güzel anlatılabilir miydi bilmiyorum. Bu güzel açılıştan sonra kareye sırasıyla, işinde başarılı ama özel hayatında mutsuz olan fotoğrafçı Anna (Julia Roberts) ve cinselliğe zaafı olan, yüzeysel bir adam olarak tanımlayabileceğimiz doktor Larry (Clive Owen) giriyor. Film, bu dörtlünün birbirleri ile yaşadığı aşk, ihanet, intikam çemberinde dönen çalkantılı ilişkiler üzerinden, kadın erkek ilişkilerine, aşka ve insanın karmaşık doğasına ayna tutuyor.

Mike Nichols'ın yönettiği film, senaryosu Patrick Marber'a ait olan tiyatro oyunundan sinemaya uyarlanmış.  Closer, ilişkiler üzerine çekilmiş sıradan bir film olabilecekken iyi çizilmiş karakterleri, sarsıcı diyalogları ve duygu/düşüncelere sert bir üslupla tercüman oluşu ile seviye atlayıp Amerikan sineması içerisinde kendisine ayrı bir yer ediniyor. Bu noktada es geçemeyeceğimiz bir artı da filmde yer alan dört oyuncunun oyunculuk adına çok iyi iş çıkarmış olması. Özellikle Natalie Portman'ı keyifle izledim, hatta öncesine kadar kendisinden pek haz etmezken bu filmle birlikte fikirlerim değişti. Bunda, canlandırdığı ne istediğini bilen, cesur Alice karakterinin de etkisi büyük tabi. Bir diğer öne çıkan karakter ise sahip olma hırsı ve sert çıkışlarıyla baskın bir profil çizen Larry idi. Bu sebeple, film genelinde Natalie Portman ve Clive Owen'ın performansları biraz daha dikkat çekiyor, aslında doyurucu oyunculuklar karakterleri beslemiş, karakterlerin zenginliği de oyuncuların yeteneklerini sergilemelerine imkan vermiş diyebiliriz. 

Closer, insanı, zaaflarıyla, kendisine oynadığı oyunları ve kendisini sürüklediği çıkmazlarıyla anlatıyor. Aynı zamanda aşkın da çok farklı yüzlerini gösteriyor, -çirkin yüzü de buna dahil- bu yüzden naif aşk öyküleri izlemek beklentisi içinde olanlar filmi beğenmeyebilir. Benimse gerçekçiliğinden ötürü, başarısını değerlendirirken beğenmekten öte çok sevdiğim bir film. "Böyle aşk ancak filmlerde olur" yorumunu yaptıran, idealize edilmiş aşkı konu alan filmlerden sıkılanların da tıpkı benim gibi çok seveceğini düşünüyorum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder